Bilgi Çağında Olmamıza Rağmen Neden Hâlâ Karanlıktayız?
Her şey elimizin altında ve bolca seçeneğe sahibiz, Telefonlarımız birer kütüphaneye dönüştüğü, bilişim çağında bizler neden hâlâ karanlıktayız.
Sanırım bu sorunun cevabı bilgiye ulaşmakla hakikate ulaşmak arasındaki o ince çizgiyi-ayrıntıyı kaçırmamızdan kaynaklanıyor. Günümüz medya ve sosyal ağlar, hangi bilginin görünür olacağına hangisinin karanlıkta kalması gerektiğine karar veriyor. Algoritmalar bizim ihtiyaç duyduğumuz alanları silikleştiriyor. Gerçekle alakası olmayan bilgileri, gelişimimiz ve dönüşümümüze imkan sağlamayan içerikler sunuyor. Bununla da kalmıyor kendi düşüncelerimizin yankılandığı bir odaya sıkışmış çaresiz bir birey olarak yaşamaya mecbur bırakıyor. Umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılma durumu zaman içinde kendimizle hesaplaşmaya kadar gidiyor. Egemen söylemler kahramanlık hikâyeleriyle, milliyetçi söylem ve güvenlik vurgusuyla toplumu mobilize ediyor. Sorgulayanlar ya marjinalleştiriliyor ya da yalan ve iftiraya uğratılarak itibarsızlaştırılıyor.
Bu realite doğrultusunda hareketle gerçek özgürlük, bilgiye erişimle değil; o bilgiyi bilince çıkarma ve sorgulayabilme cesareti gösterebilmekle mümkün olduğunu kavramamıza bağlıdır.
- İçinde bulunduğumuz durumu tahlil etmek kendi gerçeğimizi farketmek gibi bir zorunluluğumuz var.
- Ne yaşıyoruz?
- Neden yaşıyoruz?
- Ve bu koşulları değiştirmek için ne yapıyoruz?
Bilgi, bilinçle birleşmediğinde; yaşamın olumsuzluklarına karşı bir karşı koyuş mücadelesini yürütme ve örgütlememiz mümkün değildir. Bilgiyi bilince çıkarma, gerçeğimizle yüzleşme, olumsuzluk ve haksızlıkla mücadele edebilecek yetkinlikte bir hakikat mücadelesi vermekle mümkün olabilir.
Bilgi çağında yaşayan biz ezilenlerin kendi hakikatini yaşama ve gerçekleştirmemiz kendi elimizdedir.
Hep birlikte yan yana durmayı becerebildiğimiz, örgütlü ortak bir mücadele hattını içselleştiren ve bilince çıkaran dayanışma ile yol alabiliriz.
Hasan Bulut

Yorumlar
Yorum Gönder